Blogunuzda yazdığınız ilk yazıyı hatırlıyormusunuz? Twitter’da yazdığınız ilk tweeti? Çektiğiniz ilk fotoğrafı? Bahsettiğim bu ilkleri hatırladığınızda “ bunları ben mi yapmışım” diyorsunuz öyle değil mi? Peşinden “şimdi ki aklım olsa…” ile başlayan cümleler de kurabilirsiniz.
Filmi çok daha başa alalım, çocukluğumuza dönelim. Bisiklet sürmeye başladığınız günlerinizi anımsayın. Muhtemelen denge ve ivme yakalamayı öğrenene kadar ya başkalarından destek alarak sürdünüz bisikletinizi, ya da defalarca düştünüz. Ama hiç pes etmediniz. Düşe kalka, deneye deneye, dengenizi sağlamayı ve bisikleti tek başınıza kullanmayı öğrendiniz.
Şimdi yazının başında neden bahsettiğimi daha iyi anladınız sanırım. İlk blog yazılarınızı yazdığınızda olumsuz tepkiler almış veya kendinizi yetrsiz görüp karamsarlığa düşmüş olma ihtimaliniz çok yüksek. Fakat bilmeniz gereken şey şu: başlangıç aşamasında yapmanız gereken tek şey başlamaktır!
Bugün örnek aldığınız, gıptayla takip ettiğiniz, hatta biraz da kıskandığınız blogların ilk günlerini tahmin edebiliyor musunuz? Sizin başlangıçta olduğunuzdan çok da farklı durumda değillerdi. Ama o an yapmaları gereken tek şey başlamaktı ve başladılar. Tıpkı sizin yaptığınız.
Gelelim asıl vermek istediğim mesaja. 1 ocak benim doğum günüm ve geçtiğimiz 1 ocak’ta 30. yaşımı doldurdum. Tam bir kitap delisi olan kız kardeşim, her doğum günümde olduğu gibi bu sene de bana bir kitap hediye etti ama tembellikten anca okuyabildim. Bu yazının çıkışı da okuduğum o kitap. Daha doğrusu kitapta verilmek istenen mesaj.
Kısaca bahsetmek gerekirse John Acuff’ın Start isimli kitabında şu cümlenin üzerinde duruluyordu: Don’t compare your beginning to someone else’s middle.
Blog yazmaya yeni başlayan kişilerin çok sık düştüğü bir tuzakdır bu. Kendilerini, başka bloglarla ve blog yazarlarıyla kıyasladıklarında yetersiz ya da başarısız olduklarını düşünerek motivasyonlarını kaybediyorlar. Sonuçta henüz 1 senesi doldamadan bloglarını kapatıp yeni bir blog açıyorlar. Açılan bu yeni blogun da sonu benzer oluyor.
Jon Acuff’ın sözünü blog yazarlığına uyarlayacak olursak; henüz başlangıç aşamasındaki blogunuzu, belli bir seviyeye gelen ve örnek aldığınız bloglarla kıyaslamamalısınız. Belki onlardan daha iyi, belki daha kötü blog olacaksınız bilinmez ama farklı şartlardaki blogları kıyaslamak doğru değil.
Hepimizin örnek aldığı, hatta blog yazmaya başlamamıza sebep olan bloglar olabilir, bu çok doğal. Ama onlarla yarışmak, onlara benzemeye çalışmak veya taklit etmek yerine kendimizi nasıl geliştirebileceğimize odaklanmalıyız.
Not: Yazıda bahsettiğim kitabı kardeşim ABD’den getirmiş. Bir okuruma hediye etmek için kitabın Türkçesini ve sıfırını aradım ama bulamadım. Üzgünüm..
17 Şubat 2014 Pazartesi
Disqus Yorumları Yükle
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Blog Hocam’ın ikinci yazısında “blog” kavramından ve blog türlerinden bahsetmiştim. Bu türlerden en yaygın olan kişisel blogların yerini za...
-
Blogger, yazılarınıza eklediğiniz etiketleri kullanarak menü çubuğunun altında, blog kayıtlarının üstünde otomatik olarak ilerleyen Manşet f...
-
İçerik yayınlarken dikkat edilmesi gereken noktaları özetleyen bir “İçerik Analizi ve Denetim Listesi” yayıncıların işini kolaylaştıracaktır...
-
3 Ekim Cumartesi 02:00 DC United - New York City FC @Eurosport2 14:00 Yeni Malatyaspor - Göztepe @TRT Spor 14:45 Crystal Palace - West Bromw...
-
İçinde bulunduğumuz Şaban ayının 14. gününü 15. güne bağlayan gece Berat Gecesidir. Berat Kandili İslam Dini'nde kutsal kabul edilen ön...
-
12 Eylül yakın bir o kadar da kara tarihimizdir. Bizler o günlere kara eylül deriz ki, az bile deriz. Babalarımızın, ağabeylerimizin anlattı...
-
Bir çok yabancı dizi izledim ve bu dizilerden kayda değer olanlarını blogumda paylaştım. White Collar isimli bir dizi var ki bu dizi hakkkın...
-
Şaka gibi… Blog Hocam’ı kuralı ve ilk yazımı yayınlayalı 5 yıl geçtiğine inanamıyorum. O zamanlar eğitimini tamamlamış, kardeşleriyle yeni v...
-
Cumartesi günü İsrail'in uydusunu fırlatmak için test edilen Falcon 9 roketi test aşamasında patladı. Patlama Florida'daki yerleşim ...
-
2013 yazının sonlarına doğru Sussex bölgesinin sakin bir yerleşimi olan Seaford’da, düzenli bir dairenin oturma odasına tıkılmış durumdaydık...
Blog Arşivi
Blogger tarafından desteklenmektedir.
0 yorum