basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2016 Cumartesi

2016 Spor Takvimi

OCAK:
Süper Lig'de ikinci yarı 17 Ocak'ta başlayacak ama öncesinde 10 Ocak'ta atv, ahaber ve A Spor ekranlarından naklen yayınlanacak Türkiye Kupası maçları var. Yeni yılın ilk ayının en önemli organizasyonu 18 Ocak'ta başlayacak olan Avustralya Açık. 25-31 Ocak tarihleri arasında ise Slovakya'da Avrupa Artistik Patinaj Şampiyonası var. Ayın son gününde Arda Turan, Barcelona formasıyla eski takımı Atletico Madrid'i yeni evi Camp Nou'da ağırlayacak.
ŞUBAT:
Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe, Lokomotif Moskova ile 16 Şubat, Galatasaray ise 18 Şubat'ta Lazio ile ilk maçını oynayacak. Fenerbahçe- Beşiktaş derbisi ise 28 Şubat'ta. Euroleague'de Fenerbahçe, Anadolu Efes, Darüşafaka Doğuş'un Final Four mücadelesi sürecek. 50. Super Bowl finali 7 Şubat'ta yine tüm dünyayı ekran başına toplayacak. 14 Şubat'ta NBA All Star Game elbette ki kaçmaz. All Star, ilk kez ABD dışına gidiyor: Kanada Toronto'da..
MART:
Bu ayın en büyük heyecanı tartışmasız 20 Mart'taki G.Saray-F.Bahçe derbisi. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde de heyecan Mart ayı boyunca yükselecek. Formula 1'de 20 Mart'ta motorsporları sevenlerin gözü Avustralya Grand Prix'sinde olacak.
NİSAN:
Dünyanın en çok izlenen lig maçı, El Clasico, Barcelona ile Real Madrid'in kapışaması 3 Nisan tarihinde. Formula 1'de Bahreyn ve Çin Grand Prix'leri nisan ayında. Futbol ve basketbolda Avrupa'da finaller yolunda işler bu ayda kızışacak.
MAYIS:
Euro 2016 nedeniyle Avrupa'da futbol sezonu mayıs sonuna sarkacak, son düzlük mayıs ayının ilk 15 gününde koşulacak. Galatasaray- Fenerbahçe derbisi 8 Mayıs'ta. Türkiye Kupası finali 25 Mayıs akşamı Antalya'da olacak. Şampiyonlar Ligi finali 28 Mayıs akşamı Milano'da San Siro'da oynanacak. Avrupa Ligi finali ise 18 Mayıs'ta Basel'de. Formula 1, mayıs ayında Rusya ve İspanya'da olacak. Avrupa basketbolunun zirvesi Final Four ise 12-15 Mayıs'ta Berlin'de. 6-29 Mayıs arasında ise İtalya Bisiklet Turu var. Teniste Fransa Açık, 22 Mayıs'ta başlayacak.
HAZİRAN:
Haziran ayında önce Copa America ardından Euro 2016 var. 100. yılının şerefine ilk kez Güney Amerika dışında, ABD'nin ev sahipliğini yapacağı Copa America Centenario, 3-26 Haziran tarihleri arasında. Euro 2016, 10 Haziran'da Fransa-Romanya maçıyla açılacak. Fatih Terim önderliğinde A Milli Takım'ın gruptaki sınavları, 12 Haziran'da Hırvatistan, 17 Haziran'da İspanya ve 21 Haziran'da Çek Cumhuriyeti ile. Atletizmde, Olimpiyatlar öncesinde iki Grand Prix de haziran ayı spor takviminde. Le Mans'daki 24 saatlik heyecan bu yıl 18-19 Haziran ve 23 Haziran'da. NBA'de haziran ayında başlayacak olan final serisi, temmuz ayına sarkacak
TEMMUZ:
10 Temmuz'da Paris'te Euro 2016 finali var. Wimbledon'da finaller de aynı hafta sonunda oynanacak. Formula 1'de Avusturya, Azerbaycan ve Almanya Grad Prix'leri temmuz ayında gerçekleşecek. Futbolda 19 yaş altı Avrupa Şampiyonası genç yetenek avcılarının radarında olacak. Turnuva, 11-24 Temmuz tarihleri arasında Almanya'da. Avrupa Atletizm Şampiyonası ise 6-10 Temmuz tarihleri arasında Amsterdam'da. Bisiklette bir klasik olan Fransa Bisiklet Turu, 2-24 Temmuz tarihleri arasında.
AĞUSTOS:
2016 Olimpiyatları'nın açılış töreni 5 Ağustos tarihinde Rio de Janerio'da yapılacak. 21 Ağustos'a kadar Olimpiyat heyecanı dünyayı saracak. Avrupa'da futbol heyecanında yeni sezon ağustos ayında başlayacak. İngilizlerin efsane organizasyonu Community Shield, 7 Ağustos'ta Wembley'de. UEFA Super Kupa finali 9 Ağustos tarihinde Norveç'in Troondheim şehrindeki 21 bin kapasiteli Lerkendal Stadyumu'nda oynanacak. Teniste son Grand Slam, Amerika Açık, Olimpiyat heyecanı bittikten bir hafta sonra start alacak ve 12 Eylül tarihinde son bulacak.
EYLÜL:
Rio'daki Olimpiyat Oyunları'ndan sonra eylül ayının 7'sinde aynı şehirde 11 gün sürecek olan 2016 Paralimpik Yaz Oyunları var. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde her yıl olduğu gibi bu yıl da gruplarda ilk maçlar eylül ayında. 2018 Dünya Kupası eleme grubu maçları da bu ayda başlayacak. Amerika Açık'ta final 12 Eylül tarihinde oynanacak. Formula 1'in eylül ayı takviminde İtalya, Singapur ve Malezya Grand Prix'leri var.
EKİM-KASIM-ARALIK:
Yaz aylarında Copa America, Euro 2016 ve Olimpiyatları'ın ardından doğrusu yılın son üç ayında sporseverlerin temposu biraz düşecek. Elbette ki futbol ve basketbolda lig ve Avrupa Kupaları'nda takvim büyük heyecan yaratacak. Formula 1'de sırasıyla Japonya, ABD, Meksika Grand Prix'lerinin adından kasım ayında pilotlar Brezilya'nın yolunu tutacak. Yılın son yarışı ise 25-27 Kasım'da Abu Dabi Grand Prix'si.
Devamını Oku

26 Nisan 2015 Pazar

Madrid Yolcusu Kalmasın


Futbol Türkiye'de her zaman en çok sevilen spor ama uzun yıllardır basketbol ve voleybolu daha çok sevenler, futbol tutkunlarına kıs kıs gülüyorlar. A Milli Türk Milli Takımı 2008'den bu yana üç büyük turnuvayı kaçırmış, sıradaki içinse işini mucizelere bırakmış, kulüp düzeyinde beş yılda bir çeyrekyarı final görmüşken, salon sporlarında kazanılan şampiyonluklar olmadı Final Four heyecanları acaba her yıl futbolda da yaşansa toptan delirirmiyiz diye düşünüyor insan. Daha Eczacıbaşı Vitra Kadın Voleybol Takımı'nın şampiyonluk coşkusu bitmeden Fenerbahçe muhteşem bir başarıya imza attı ve basketbolun Şampiyonlar Ligi Euroleague'de Final Four'a kaldı.
2000 yılında bu heyecanı yaşatan Anadolu Efes ise Real Madrid'e elenip son dördün dışında kaldı. Bugünlerde sadece Fenerbahçeli değil tüm basketbolseverlerin dilinde Madrid'de 15-17 Mayıs'ta oynanacak olan Final Four var. Fenerbahçe'nin yarı finaldeki rakibi ev sahibi Real Madrid. Final Four'un diğer eşlemesi ise Olympiakos-CSKA Moskova. Futbolda Barcelona ile yaptığı sponsorluk anlaşmasıyla büyük bir geri dönüş alan THY, Euroleague'in de sponsoru ve Madrid, Final Four zamanında aynı zamanda Turizm Bakanlığı'nın organizasyonuyla Türkiye'nin konuşulacağı bir şehir olacak. 
15 Mayıs Cuma ve 17 Mayıs Pazar günü dört nefes kesecek maça ev sahipliği yapacak olan Madrid Belediyesi Spor Sarayı ya da sponsorlu kısa ismiyle Barclaycard Center, 13 bin kapasiteye sahip ve maalesef finallerdeki dört takımın varlığı yüzünden tarihe tanıklık edecek basketbolsever sayısı Madrid'de 15 bini geçemeyecek. 200-600 euro arasında değişen Final Four biletleri internette satışa çıktığında kısa sürede tükenmişti. Şimdi gözler Fenerbahçe kulübüne gelecek biletlerde. Turnuvanın resmi bilet kanallarından olan Viagogo sitesinde 800 dolara bilet bulabilmek hâlâ mümkün. En pahalı biletlerden söz etmeden olmaz. Parkeye en yakın birinci sırada oturmak isteyen 2.950, ikinci sıra için 2.450, üçüncü sıra için ise 2.150 euro ödemek zorunda. Viagogo sitesinde açık büfenin olduğu VIP biletler için ise 9.950 dolar isteyen var. Final Four'dan bir gün önce ve finalden bir gün sonrasına İstanbul-Madrid-İstanbul uçakları dolu ama THY önümüzdeki günlerde ek seferler koyacağını duyurdu. 
Madrid ulaşım ve konaklama açısından Avrupa'nın en gelişmiş şehirlerinden. Taksi en son ihtiyaç duyulacak ulaşım aracı çünkü Madrid metrosuyla havaalanından otele, otelden müzelere, müzelerden Barclaycard Center'a maçlara gitmek çocuk oyuncağı. Metro ağı yüzünden merkezde fiyatı yükselen oteller yerine Gran Via-Sol Meydanı gibi popüler turistik merkezlerden uzakta oteller tercih etmekte fayda var. Tabii sadece basketbol değil dört gün boyunca Madrid'in de keyfini sürmek istiyorsanız işte kısa notlarım: Başkent Madrid'in kalbi Gran Via Caddesi'nde atıyor. Karaköy-Şişhane- Tünel üçgeni benzer yerler arıyorsanız, Madrid'de Chueca semti tam aradığınız bölge. Ayakkabı tasarımcılarının ağırlıkta olduğu butikler, kafeler bitmek bilmiyor. 
Madrid, başkent olmanın avantajı ve İspanya'da hanedana ev sahipliği yapmanın ayrıcalığıyla görkemli yapılara sahip. Picasso'nun en büyük şaheseri kabul edilen Guernica'nın sergilendiği Kraliçe Sofya'nın adını taşıyan Reina Sofia, Paris'in Louvre Müzesi ile yarışacak kadar iyi olan Prado Müzesi ve en iyi özel koleksiyonlardan birine sahip olan Thyseen- Bornemisza birbirine yürüyüş mesafesinde mutlaka görülmesi gereken üç büyük müze. Madrid'de San Miguel pazarı Avrupa'da son yıllarda trend olan ve nedense bizim Kadıköy ya da Beyoğlu Balık Pazarları'nın sanip olmadığı düzende bir gastronomi cenneti. Ufak dükkanlarda yüzden fazla çeşit tapas, minik hamburgerler ve elbette milli tatlıları.. 
Türk Hava Yolları, Efes, Emporio Armani, Spalding, Adidas, Citroen ve Turizm Bakanlığımızın yer alacacağı Plaza de Oriente'deki Fan Zone (Taraftar alanı) dört gün boyunca amatörlerin beşli, üçlü ve tek tek maçlarına sahne olacak. 202 ülkeden naklen yayınlanacak olan THY Euroleague Final Four'u 500'den fazla akredite gazeteci takip edecek. Turnuvanın Madrid için yaratacağı ekonominin yüz milyon euro'yu bulması bekleniyor. 1998'den bu yana dörtlü final formatında oynanan Avrupa basketbolunun en büyük kupasında 12 ülkeden 17 farklı takım kupayı kaldırmayı başardı.
Fenerbahçe'nin yarı finaldeki rakibi Real Madrid, 1964-1995 yılları arasında aldığı sekiz kupa ile hâlâ Avrupa'nın en büyüğü ama Final Four'lu yılların tartışmasız kralı yedi finalin altısında zafere ulaşan Panathinaikos. Dino Meneghin, Varese ve Olimpija Milano formalarıyla yedi Euroleague şampiyonluğu kazanırken, tarihin en başarılı koçu Madrid'e Fenerbahçe'nin başında dokuzuncu kupasını almaya gidecek Zeliko Obradovic. Partizan, Joventut, Real Madrid'e birer zafer yaşattıktan sonra Panathinaikos'a beş şampiyonluk yaşatan Obradovic tam bir fenomen ve Madrid'de Barclaycard Center'da iki gün boyunca salonun en karizmatik ismi olması şimdiden kesin. 
1998'de ilk Final Four'da Philips Milan'a 90-84 kaybeden Maccabi Tel Aviv, turnuvanın aynı zamanda son şampiyonu. Geçen sezon Real Madrid'i finalde deviren Maccabi bu sezon Obradovic'e çarpıldı ve Fenerbahçe'den maç alamadan 0-3 ile evine dönmek zorunda kaldı. Ev sahibi Madridliler Olympiakos'a elenen Barcelona'nın Final Four'a gelmemesinden gayet mutlular. Barcelona basketbol takımı Madrid'e gelemeyecek ama Euroleague Final Four için İspanya'nın başkentine gideceklere futbolun güzel bir sürprizi var. Yarı final ve final arasındaki boş günde Atletico Madrid, evi Vicente Calderon'da Barcelona'yı ağırlayacak. (SABAH Pazar)
Devamını Oku

16 Şubat 2015 Pazartesi

Rentmeester-Nike-Jordan

Nike ve Adidas’ın amansız rekabetinde üç flaş transferin ABD’de mahkemeye uzanan öyküsünün mürekkebi kuramadan bir ilginç telif hakları davası daha ABD’da spor endüstrisini sallamaya başladı. Önce bir kısa hatırlatma. Nike’ın futbol departmanında tasarımcı olarak çalışan Hırvat Denis Dekoviç’in yanı sıra iki efsane ismini daha, Marc Dolce ve Mark Miner’ı ABD pazarında atak yapmak için transfer eden Adidas’ın bu hamlesi mahkeme salonuna taşınmıştı. Üç tasarımcı, gelecek yıllara ait eskizleri ve Nike’ın uzun vadeli planlarını Adidas’a taşımakla suçlanmış ve haklarında 10 milyon dolarlık bir tazminat davası açılmıştı. Bu hikayenin mağdur tarafı olduğunu iddia eden Nike bugünlerde 30 yıllık telifinin hakkını arayan bir fotoğrafçıyla davalık oldu. O zaman gelin davanın aktörlerini tanıyalım:
Jacobus Rentmeester, ABD’de  muteber bir gazeteci ve fotoğrafçı. Amsterdam’da doğan ve spor aşığı olan Rentmeester, 1960 Olimpiyatları’nda Hollanda adına kürek çekti ve ABD’ye göç etti. Los Angeles’ta sanat fakültesinde okuyan ve fotoğrafçılık bölümünden mezun olan Rentmeester, 1965 yılında Life dergisine dışardan iş yapmaya başladı. Dergi onu 1966 yılında Vietnam’a yolladı. Üç yıl Vietnam’da kalan ve 1967’de World Press Photo yarışmasında birinci olan Hollandalı, 70’li yıllarda Life’ın yanı sıra Sport Illustrated, People, Stern ve New York Times Magazine için de deklanşöre bastı. 1984’de ABD’de düzenlenen Olimpiyatlar öncesinde Life dergisi farklı dallarda yarış verecek sporcularla özel çekimler yapmasını istedi. Rentmeester, kendisine ayrılan 18 sayfada harikalar yarattı ve Leica’nın büyük ödülüne layık görüldü. Asıl ödülü için ise Hollandalı’dan topu kısa süreliğine Phil Knight’a atalım.
1971’de spor malzemeleri üreten ufak şirketinden elde ettiği gelir yeterli olmayan ve ek iş olarak Portland State Üniversitesi’nde muhasebe dersleri veren Phil Knight, Meksika’da imal ettirdiği spor ayakkabılarına bir logo tasarlaması için üniversitede eğitimine devam eden Carolyn Davidson ile anlaştı. Knight, Davidson’dan hareketi temsil eden bir logo istedi ve markalar tarihinin en unutulmaz logolarından biri Carolyn Davidson’un elinden çıktı. Ortalıkta daha Nike diye bir şirket yoktu ve Phill Knight, Blue Ribbon Sports adını taşıyan şirketinden genç tasarımcıya 35 dolarlık gider makbuzu kesti tasarımı için. Yunan mitolojisinde zafer tanrıçası olan Nike’ın adını alan şirket, “swosh” olarak bilinen logosuyla 70’lerde atağa kalktı ve 1984 Olimpiyatları sonrasında genç bir yıldızla yaptığı sponsorluk anlaşmasıyla global bir marka olmanın en büyük adımı attı. Logoyu tasarlayan Davidson, şirket büyüyüp reklam ajansıyla çalışmaya başlayınca Nike’dan uzaklaşmıştı. Patron Phil Knight onu 12 yıl sonra şirket merkezine davet etti ve Nike logosunun olduğu taşlarla bezenmiş bir altın yüzük ve miktarı ikili arasında gizli kalan şirket hisselerini hediye etti. 29 yıllık tasarım kariyerinin ardından Nike’ın merkezinin bulunduğu Portland, Oregon’da hayatını devam ettiren iki çocuk annesi Carolyn Davidson, Phil Knight’ın ona olan vefasını hiç unutmadı ama Hollandalı fotoğrafçı Jacobus Rentmeester öyle düşünmüyor.  Gelin o zaman 1984 yazına dönelim.

North Carolina Üniversitesi formasıyla şampiyon olduğu sezonun ardından 1984 Olimpiyatları’nda ABD Milli Takımı’na çağrılan genç bir basketbolcunun fotoğraflarını çekmek için kampüse geldiğinde Rentmeester’a Michael Jordan’ın 20 dakika sonra hazır olacağını söylediler. Evet, Hollandalı bir süperstarın doğuşunun ölümsüzleştiren kareleri çekmeye hazırlanıyordu. Çekimi salonda değil açık havada yapmak istediğini söyledi ve iki asistanıyla defalarca deneme yaptıktan sonra Michael Jordan’a istediği pozu, çektiği polaroidlerle anlattı. Rentmeester, açık havada güneşin yarattığı kontrastı kullanmak istemiş ve Michael Jordan’dan balede “Grand Jete” olarak bilinen sıçrayıp bacaklarını havada açmasını söylemişti. Bu Jordan’ın smaç stili değildi, fotoğraflar çekildi, çok beğenildi, sağ elini kullanan Jordan’ın fotoğraftaki smacı sol eliyle vurmasına da kimse takılmadı o günlerde. O yıl NBA Draft’ında Chicago Bulls tarafından seçilen Michael Jordan ile Nike 5 yıllık bir sponsorluk anlaşması imzaladı. 2.5 milyon dolarlık anlaşma abartılı bulundu ama Nike kısa zamanda haklı çıktı.  Şirketin baş tasarımcısı Peter Moore’un elinden çıkan Air Jordan basketbol ayakkabıları için bir logo arayışında olan Nike yönetimi, Life dergisinde gördükleri Michael Jordan fotoğraflarının iki yıl kullanmak için Rentmeester’a önce sadece 150 dolar ödediler ama fotoğraftan üretilen “Air Jordan” logosu bilboard’lara çıkınca Hollandalı fotoğrafçının hesabına 15 dolar daha havale ettiler. Michael Jordan, NBA’i sallamaya başlayınca her yıl farklı bir Air Jordan modeli tasarlayan ve logosunu ayakkabıdan kaldırıp ve kendi içinde “Jumpman” markasını yaratan Nike’ın patron katına 30 yıl sonra bir mahkeme tebligatı ulaştı.

Nike, Air Jordan logosunun patentini 1989 yılında almıştı. Hollandalı fotoğrafçı Rentmeester ise 1984’de çektiği Michael Jordan fotoğraflarının patentini almak için 2014 yılının sonunda başvuru yapmıştı. ABD’de federal telif yasasına göre telif ihlalinin başlangıcından itibaren hak iddia eden taraf 3 yıl içinde bunu mahkemeye taşımak zorunda. Rentmeester’ın 30 yıl sonra Nike’ın kapısını aşındırmasına sebep olan ise ABD Yüksek Mahkemesi’nin Mayıs 2014’te verdiği bir karar: Telif hakkının zararı için karşı taraf üründen kar ettiği sürece dava yolu açıktır. Nike, 30 yıl sonra Air Jordan modellerini yenileyerek piyasaya sürdüğü bugünlerde Jacobus Rentmeester’a hakimin vereceği cevap ne olur sizce? 
Devamını Oku